Turkey
This article was added by the user . TheWorldNews is not responsible for the content of the platform.

Ali Sirmen : Yaşamı hak etmek

Sevgili,

Hıfzı Topuz beş gün önce öldü. Öldüğünde o da akranı, arkadaşı Moris Gabbay ile aynı yaştaydı ve o da sosyalistti. Moris Gabay gibi o da yaşamın kendini ezip geçmesini engellemek için, sosyalizmi bir yaşamı biçimi yapmaya karar vermişti. Baskının, zulmün, sömürünün dalgalarının arasında zarifçe dans ederek direndi ömür boyu böbürlenmedi, direndi. Ekmeği, emeği, şarabı, sevgiyi paylaştı.

Bilgiyi de sevgiyi de cömertçe paylaştı, bu toprağın değerlerini benimsedi. Evrensel yaşadı, yerel hissetti.

Hayata gülmeyi unutmadı, ciddi bir güler yüzlü oldu, abus bir sulu değil. Hayata gülmeyi bilmek de üretmek ve paylaşmak kadar önemliydi. 

Hıfzı Topuz 1923’te doğdu, Galatasaray Lisesi’ni, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Strasbourg Üniversitesi’nde iletişim alanında doktor oldu. Afrika ülkelerinde, Hindistan’da, Filipinler’de gazetecilik seminerleri yaptı. Dünyanın çeşitli ülkelerinde, yurtiçi kuruluşlarda dersler verdi. Paris’teki UNESCO haber dolaşım bölümünün başında bulundu, yurtiçi ve yurtdışı görevlerde bulundu. Yurtiçinde basın alanında sendikal örgütlenmenin öncülüğünü yaptı.

***

Hıfzı Topuz yurtiçinde ve yurtdışında her yana ulaştı. Ama Türkiye dışındayken de içeriyle ilgilenmeyi hiç bırakmadı. Türkiye’de basın alanındaki sendikalaşmanın öncüsü oldu.

Hıfzı Topuz, Türkiye’de 1973 yılında ilk özerk TRT yayıncılığı denemesi yapılınca TRT genel müdür yardımcısı olarak görev yaptı ve çok başarılı oldu.

Haftada bir yayımlanan, çok tutulan “Bir Konu Bir Konuk” programınının elli yıl önce yayımlanan bir bölümünü kısaca anlatayım sana sevgili.

İkili söyleşi formatında yayımlanan programın konuğu Esat Mahmut Karakurt. Galatasaray Lisesi’nden edebiyat öğretmeni. 

Esat Mahmut Karakurt çok ünlü bir yazar, namlı bir çapkın, ne var ki romanları edebiyat çevreleri tarafından pek beğenilmiyor. Hocanın görüşü de bu konuda pek farklı değil, hatta o program sırasında da Hıfzı Topuz’a bunların edebi değerleri olmadığını, olsa olsa yeni harflerin yaygınlaşması açısından yarar sağladığını söylemişti.

Esat Mahmut Karakurt, DP döneminde milletvekilliği de yapmış ve İnönü’ye saldıran polisleri copla dövmüştü.

Hıfzı Topuz Galatasaray’dan söz edince Esat Mahmut, “Doğrusu okula başlamadan önce, orada devlet ricalinin çocuklarının, bakan ve milletvekillerinin oğullarının falan da okudukları konusunda beni uyarmışlardı. Ama ben aldırmamıştım” diyor.

Esat Mahmut anlatıyor:

“Bu haylazlara fazla yüz vermeye niyetli değildim. Ben ders anlatırken arkada dalga geçen birini fark edince ona bir soru sordum: Sen arkada dalga geçen, söyle bakalım leff ü neşr-i mürettep nedir?

Bizimki farkında bile değil, Ben ısrarla işaret edip uyarıyorum.

Evet sen arkadaki!

Sonunda seninki uyandı. Ben bozmuyorum. Gürledim:

-Oğlum evladım buraya gelmek için herkes sıra bekliyor. Bak sen okumayacaksan bilelim yerine başka birini alalım. Hem söyle bakayım senin adın ne?

-Mustafa Kemal efendim!

-Efendim efendim... Hangi aklıevvel koydu sana o Mustafa Kemal adını?

-Mustafa Kemal Paşa efendim!

Ben bu cevap üzerine yelkenleri suya indirdim..

-Peki oğlum, dedim soru da kalsın, adını da sormamış olayım.”

Esat Mahmut Karakurt’un sözleri üzerine başta Hıfzı Topuz olmak üzere herkes kahkahadan kırılıyordu.

Ama Esat Mahmut durumu açıklamak gereğini duymuştu. Hocanın o günkü çıkışından hiçbir şey olmamış, daha sonra milletvekili çocukları da ağızlarının payını almışlardı. Atatürk’ün okulunda, Atatürk’ün öğretmen kişiliği sahibiydi.

Hıfzı Topuz verimli yüz yıllık hayatında bize Mustafa Kemal’i ve okullarını da anlatmıştı.